Yazdır Twitter Geri

BİR SÖYLEŞİ ÜZERİNE DUYGULARIM*
31 Ekim 2009 Cumartesi
Okuma Sayısı : 200
 

 

2 ay önce Soho’da bir sanatçı ile söyleşi yapmaya gittim. Soho, Londra’nın en merkezi yeri oluyor. Ancak benim gibi kasaba ruhlu bir kızcağız iseniz bu merkezi yeri bulmak bir bulmacaya dönüşebilir. Soho’da küçük olan bir pasta dükkanını arıyorum. Dükkan dediğime bakmayın, pek ünlü bir yermiş! Tüm ümidimi yitirmişken , Beypazarı evlerini andıran eski bir dükkan görüyorum, üzerinde “Patisserie Valerie”  yazılı.Gözlerim parlıyor ve bir oh çekiyorum. Yön duygum güçlüdür derim hep ancak buna artık inanmamam gerektiğini anlıyorum.


İçeriye giriyorum…Pencere kenarında dışarıyı izlerken buluyorum kendisini.Söyleşi uzun sürüyor. Görüşme öncesi 3 gün kendisinin iç dünyasını anlamak için bir sürü veri taradım, gözlemledim,okudum.Sorularım yoğun empati ile ilerliyor. Aklıma genetik bağlarını asla bilmeyen bir insanın yaşamla olan iç yolculuğunu anlamak ya da açığa çıkarmak ya da bu duygunun yeryüzü için benzer bir merak duygusundan öteye gitmeyeceğinin sancı yaratan anlamsızlığı/iniltisi/ beliriyor.Oysa hiçbir şey gözüktüğü gibi değil. Ailesini tanımadığını, bunun kendisine farklı bir özgürlük verdiğini aktarmış olmasına rağmen.

Üstünde yırtık bir şeyler var. Boyalar bulaşmış. Bunun benim için bir önemi yok ama söyleşi boyunca sanatçının buna dikkat çekme isteği şaşırtıcı derecede ilginç geliyor. Sanat dağınık, sıra dışı ve özensiz olmak beklide..bunu anlatmak istiyor…Söyleşi yapmanın duyguları /aktarımları öğrenmenin ilginç taraflarıydı bunlar…Karşınızda kımıldayan canlının her şeyini taramanız gereken bir refleksle başlıyorsunuz dinlemeye ve sonra haddiniz olmadan sınırlarınızı aşan bir merak duygusu içinde kayboluyorsunuz. Oysa haddinizi aşmakta ne oluyor/ adı söyleşi olan bir durumun taraflarca uygunluğu bu kadar netken! Zihnimde binlerce duygu durumu ile öpüşüp ayrılıyorum yanından.



Westminister metrosuna iniyorum, yüzlerce insana karışırken bedenim- bunlardan birinin, onun ailesinden biri olabileceği aklıma geliyor. Belki…belki şu kadın…şu yaşlı kadın annesidir diyorum! Oysa aidiyetin önemsizliği ile yaşayan kendimin aslında bir anne aradığını öğreniyorum...

*Not: Fotoğraf sanatçısı Richard Ansett ile gerçekleştirilen söyleşi içeriği 2009-Kasım ayı www.fotoritim.com dergisi ile birlikte, burada yayımlanacaktır. 

http://www.fotoritim.com/yazi/richard-ansett-ile-roportaj

Pınar Dağ / 23 Ağustos-2009/Soho-Londra


PINAR DAĞ WEB SAYFASINDA YER ALAN TÜM GÖRÜNTÜ, MAKALE, KÖŞE YAZILARI VE DIĞER TÜM YAZILARIN SAHIBI PINAR DAĞ DIR. 5846 SAYILI FIKIR VE SANAT ESERLERI KANUNU NUN TELIF HAKLARINA ILIŞKIN HÜKÜMLERINE GÖRE pınar dağ'ın YAZILI IZNI OLMADIKÇA HIÇBIR KIMSE, YAYINCI VE KURULUŞ, ESERIN TAMAMINI VEYA BIR KISMINI YAYINLAYAMAZ, ÇOĞALTAMAZ, ALINTI YAPAMAZ.