|
Yorgun ama birikmiş bir bedeni karşılıyorum, Vehbi Koca. 12 Eylül’ün kendisini de etkilediği bir sürecin sonucunda Londra’ya gelmek zorunda kalmış, hüzünlü, karışık, uzaklarda kalmış, sanki birazda geç kalmış bir gerçekle karşımda duruyor. Politikayı, Türkiye’yi ya da yaşadıklarını konuşmuyoruz. Biz fotoğrafı konuşmak için bir araya geldik.
Londra’da fotoğrafçı olmak, Londralı olmak ya da olamamak,-nereye ait olduğunu kestirememek ya da bilmek ama bunu öylesi anlara sıkıştırmak ve daha birçok konuyu fotoğrafa, insana, hayata ve hayatın geçiciliğine rağmen sessizce aktarmak galiba en çok kendisine yakıştı.
Söyleşi boyunca fark ettiğim en keskin şey, birçok başarıya imza atmış ve güzel eğitimler almış bu güzel ruhlu sanatçının sevincini yarım yaşıyor oluşu. Hiç olmadık anda, istemeyerek yarıda kalan hikâyesine ayna arıyor gibi. Aktarmak istedikleri sözlerinden çok fotoğraflarında gizlenmiş fotoğraf sanatçısı Vehbi Koca var olmanın sancısıyla yaşıyor. Tüm sancılar dinmiş ama izleri belirginliğini koruyor gibiydi.
İçimde biryerlerde bu duyguyu derinden tanıyor olmanın etkisiyle ayrılıyorum yanından, 188 nolu otobüsü bekliyorum, Canada Water son durağım.
Pınar Dağ /Londra
*Şu an üzerinde çalıştığım ve çözümlemesini yaptığım bu söyleşi aksilik olmaz ise yeni yılda bitmiş haliyle www.fotoritim.com ve www.pinardag.net 'da olacaktır.
Yayında: http://www.fotoritim.com/yazi/vehbi-koca-ile-soylesi
http://pinardag.net/admin/templateModul/pd/index.asp?ID=583&MenuID=217&QeryParentID=&ContentID=142&Content=ok&lang=2&MenuType=131&exec=homeorta/detail.asp
|